EĞER BİR GÜN BİR SPASTİK İLE KARŞILAŞIRSANIZ…

GARANTİ BANKASI’NIN 1997 YILINDA DÜZENLEDİĞİ

“YARINA 4 IŞIK” YARIŞMASINA KATILDIĞIM PROJE

—o—

EĞİTİM – YAŞAM KALİTESİ

Aslında projeden çok, “TEMEL BROŞÜR” niteliği taşıyan bu çalışma, “YAŞAM KALİTEMİZİ BİRBİRİMİZİ EĞİTEREK YÜKSELTELİM…” ilkesini esas alarak, toplumda ve bilim çevrelerinde gerçek anlamda asla keşfedilmeye çalışılmayan tek özürlü grubunu oluşturan SPASTİKLER’i kısaca tanıtmak, onlarla daha kolay, içten ve verimli iletişim kurulabilmesini, spastiklerin ruh sağlıklarının korunabilmesini ve bu yolla potansiyellerinin gün ışığına çıkarılarak aktif kılınmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Konuya ilişkin yayınları bugüne dek, spastik olmayanların kaleme aldığı düşünüldüğünde, böyle bir tasarının ONLARDAN BİRİ tarafından kamuoyuna sunulması büyük onur ve mutluluktur…

EĞER BİR GÜN BİR “SPASTİK” İLE KARŞILAŞIRSANIZ…

              Biz Serebral Palsi’liler, beyin ya da sinir sistemi hasarının yol açtığı motor-kontrol yetersizliği nedeniyle hareketlerimizi denetlemekte güçlük çekeriz. Adalelerimizdeki istemsiz kasılma ve hareketler, bize özel bir görünüm verir. Vücudumuzdaki tüm kaslar üzerindeki egemenliğimiz ve bazı koşullarda yutkunma refleksimiz yeterince gelişemediği için toplumdaki genel kanı, zihinsel özürlü olduğumuzdur. Oysa ne kadar farklı görünürsek görünelim, zekâmız -istisnalar dışında­ normal, bazı koşullarda ise normalin de üstündedir…

Yine de biz Serebral Palsi’liler, zihinsel potansiyelleri en trajik biçimde reddedilen ve geliştirilmeyen tek özürlü grubuyuz. Bunun anlamı, “ÖZÜ REDDETMEKTİR”… Bugüne dek salt fiziksel gelişimimize önem verildiğinden, ZEKÂMIZDAN, EN BÜYÜK GÜCÜMÜZDEN UZAK YETİŞTİRİLDİK… Oysa biz spastikler için zeka, “HER ŞEY” demektir… Zihinsel potansiyelimizin açığa çıkarılması salt eğitsel açıdan önem taşımaz, doğal eğilimlerimiz de zekâmızı üst düzeyde kullanabileceğimiz biçimde programlanmıştır. Çünkü en büyük gücümüz odur ve diğer yetersizliklerimizin boşluğunu da ancak o doldurabilir…

Günlük yaşamda, bedensel engellerinden kaynaklanan aşağılık kompleksinden kurtulmak için, fiziksel yeteneklerini ön plâna çıkararak başarı kazanabildiklerine inanan, kısacası “ÖZÜNÜ REDDEDEN” birçok spastik göreceksiniz. Eğer sizden bunu bekliyorlarsa, onları alkışlayın… Çünkü mutlu görünseler bile, kendileri için neyin doğru olduğu onlara öğretilmemekte, dolayısıyla da bu yanılgıya kendi özgür seçimleriyle düşmemektedirler…

          ONLARI ALKIŞLAYIN AMA ONLARLA KONUŞMA FIRSATI BULURSANIZ, ÖZELLİKLE DE SPASTİKLERİN YAŞAMDA BEYİNLERİYLE ÜSTLENEBİLECEKLERİ ÇOK DAHA ÖNEMLİ SORUMLULUKLARININ BULUNDUĞUNU VE FİZİKSEL BAŞARILARDAN DUYACAKLARI MUTLULUĞUN, İNSANLIK YARARINA KULLANILACAK OLAN ZİHİNSEL BOYUTTAKİ SINIRSIZ YARATICILIĞIN GETİRECEĞİ DOYUMUN YANINDA SON DERECE SÖNÜK KALACAĞINI DA FISILDAYIN…

Peki, nasıl bir duyumsamadır Serebral Palsi’li olmak?

Serebral Palsi’li olmak, KENDİ BEYNİNİZLE BİR BAŞKA BEDENİ DENETLEMEYE ve SİZE İTAAT ETMEYEN KASLARI, İTAAT EDİYORLARMIŞÇASINA KULLANMAYA ÇALIŞMAKTIR… Bireyin yaşam niteliği, toplumla kurduğu ilişkilerle ve toplumun eğitim/bilinç düzeyiyle de yakından bağlantılıdır. Aşağıda, toplumda tanınmaları ve hayat standartlarının yükseltilmesi açısından, Serebral Palsi’lilerin duyumsama ve beklentileri dört temel boyutta özetlenmiştir.

      FİZİKSEL BOYUT

  • Bizimle göz göze iletişim kurun. Bu, bize güven verecektir… Bakışlarınızı, vücudumuzu incelemek için harcamayın… Gördüğünüz beden tam olarak bizim kontrolümüzde değilken, ruhumuzu, yüreğimizi ve düşünce gücümüzü ona sığdırmaya, onunla bağdaştırmaya çalışmanız, İNSANA ve TANRI’ya yapılmış çok büyük bir haksızlık olur…
  • Serebral Palsi’liler uyanık kaldıkları sürece, ne yaparlarsa yapsınlar, otururken bile bedenleriyle mücadele etmektedirler. Serebral Palsi’li olmayanların asla anlayamayacakları ve saygı gösterilmesi gereken bu duyumsama, insanüstü bir azim gerektirmektedir…
  • Hareket stilimiz çoğunlukla kontrolsüz ve serttir. Bu nedenle de yardımla ya da tek başına yürüyebilen, hatta tekerlekli sandalyede oturan Serebral Palsi’liler, her an düşecekmiş izlenimi verebilirler. Dengesiz görünümümüze karşın, özgün hareket stilimiz paralelinde kurabildiğimiz denge gerçekten olağanüstüdür…
  • Bizler felçli değiliz… Yolda karşılaştığınız Serebral Palsi’lilere fiziksel olarak yardım etmek istiyorsanız, lütfen bunu önce bize ya da yanımızdaki kişilere sorun. Çünkü denge sistemimiz çok karmaşıktır ve bilinçli yardımla bile onu oldukça zor düzenleriz. Eğer nasıl tutmanız gerektiğini öğrenmeden aniden kolumuza sarılırsanız, kaslarımıza giden bütün iletiler altüst olur… Özellikle de istem dışı hareketlerimiz varsa, birlikte düşmemiz bile olağandır. Bir Serebral Palsi’liye yardım ederken tutuş şeklinizden, tuttuğunuz yere ve sarf edeceğiniz güce kadar, her şey çok önemlidir…
  • Çok basit şeyler nedeniyle, çok çabuk heyecanlanan insanlarız ve heyecanımız kaslarımıza olan egemenliğimizi azaltır. Yeni tanıştığımız insanlara karşı daha da duyarlıyızdır… Bizimle tanıştığınızda istemsiz hareketlerimiz ve kasılmalarımız nedeniyle tedirgin olmayın. Çekindiğinizi hissedersek, hareketlerimizi tümüyle denetim altına almamız gerektiği hissine kapılıp heyecanlanır ve bunu başaramayınca da kendimizi strese sokarız, dolayısıyla da istemsiz hareketlerimiz ve kasılmalarımız artar. Bize beden dilinizle, “SENDEN UZAKLAŞMAYACAĞIM, ÇÜNKÜ ÖZGÜN HAREKET STİLİNİN BÖYLE OLDUĞUNU BİLİYORUM VE BU BANA DOĞAL GELİYOR…” mesajını verirseniz, sorun kolaylıkla çözümlenir…Sözsüz mesajlarınız nedeniyle “NORMAL BİR KİŞİ” olarak görülmediğimizi ve fiziksel olduğu kadar, düşünsel ve duygusal boyutta da yadırgandığımızı hissettiğimizde ise, paniğe kapılarak inanılmayacak  ölçüde gerginleşiriz… Çünkü spastiklere, özürlerini bir “ÖZELLİK” olarak algılamayı ve onu severek benimsemeyi öğreten bir eğitim/rehabilitasyon sistemi henüz kurulmamıştır. Bu nedenle de kendimize olan güvenimiz gelişememektedir.
  • Kasılma ve istemsiz hareketlerimiz nedeniyle, spastik olmayanların, ağzına kadar dolu bir kabı sakin sakin tutabilmelerini de çok yadırgarız… Hatta bazen, özellikle de elinizde dolu bir çay fincanı varsa, sözcüklerle anlatılamayacak bir duyumsamayla, içimiz boşalır gibi olur. Sanki sizin de kolunuz aniden istemsiz bir hareket yapacak ve sıvıyı yağmur misali her yere yağdıracakmışsınız gibi hissederiz… Bu nedenle elinizde dolu bardak, tabak, sürahi vb. varken lütfen bize çok fazla yaklaşmayın. Ne zaman, nasıl bir hareket yapacağımızı biz bile bilemeyiz ve en büyük endişemiz, BİRİLERİNE ya da BİR ŞEYLERE ZARAR VERMEK’tir…
  • Biz Serebral Palsi’lilerin, istemli olarak yapabildiğimiz hareketler de en az istemsizler kadar bize özeldir… Yapmak istediğimiz her harekette salt gerekli olan kasımızı değil, bütün vücudumuzu kullanırız… İstemli ve istemsiz hareketlerimiz, kasılmalarımız iç içedir; bir kalemi alırken bile bütün bedenimiz hareket halinde ya da yay gibi gerilmiş olabilir…

—o—

      ZİHİNSEL BOYUT

  • Zekâmızın geri olduğuna bedenimize bakarak karar vermeyin… Kafasını dik tutamayan, oturamayan, tükürüğünü yutamayan birçok Serebral Palsi’li vardır ve ifade edemeseler de bu insanlar pırıl pırıl bir zekâya sahiptirler…
  • Sabırlı olun… İletişimimiz ilerledikçe zekâmızı fark edeceksiniz; konuşamıyor olsak bile, onu bakışlarımızdan anlayacaksınız…
  • Genel kanı olarak, zekâmızdan kuşku duymayın; kuşku duyarsanız doğal davranamaz, iletişim kalitesini düşürürsünüz… Yanlış eğitim nedeniyle zekâmız geri bırakılmış olsa bile, bizler çoğunlukla kafası iyi çalışan insanlarız. Üstelik gizli kaldığı için, zihinsel potansiyelimiz çok daha yoğundur… Ancak, zihinsel gücümüz yadsınarak eğitildiğimizi unutmayın ve zekâmızı tüm boyutlarıyla, ivedilikle ortaya koyabileceğimizi de beklemeyin…
  • Basit sorularla zekâmızı kontrol etmeye çalışmayın… Sahip olduğumuz tek güç çoğunlukla odur. Bu nedenle de düşünsel potansiyelimizden kuşkulanılması biz Serebral Palsi’lilere büyük acı verir…
  • Ailemize zihinsel gücümüz hakkında soracağınız soruların yanıtlarına güvenmeyin… Bizler, zekâları görmezlikten gelinen ve potansiyellerinin çok çok altında bırakılan kişileriz… Çünkü Serebral Palsi’lileri zihinsel açıdan desteklemek hem çok zevkli, hem de çok zor bir sorumluluktur. İnsanlar bu serüvenden kaçabilmek için sayısız yöntem bulmuşlardır. En geçerli olan kaçış yolu, gizli ya da açıkça zekâ özürlü olduğumuzu iddia etmek ve “BAĞIMSIZLIK KAZANDIRMA” kılıfına geçirilmiş bilinçsiz fiziksel rehabilitasyonla, sabahtan akşama kadar bizi hamur gibi yoğurmaktır…

—o—

      PSİKOLOJİK BOYUT

  • Ailemiz ne kadar büyük “FACİA TABLOLARI” çizerse çizsin, inanmayın…       Serebral Palsi’li olmak bir facia değildir. Bizler, özrümüzün yapay olarak kurgulanan “TRAJEDİSİ”nden çok, YAŞAMLA ilgileniriz. Siz de öyle yapın, özrümüzün sebepleriyle sonuçlarından çok, BİZİMLE ilgilenin… Bunu başarabilirseniz, “SEREBRAL PALSİ’Lİ OLMAK” ile ilgili merak ettiğiniz her şeyi en doğal yoldan ve DOĞRU KAYNAKTAN öğrenebilirsiniz…
  • İlk kez bir Serebral Palsi’liyle karşılaşıyorsanız bunu açıkça itiraf edin… Yapmacık ve zorlama davranışlardan kaçının… Karşınızda sadece farklı fiziksel özellikler taşıyan biri var. Bize de herkes gibi davranabilirsiniz…
  • İletişim kuracağınız ilk özürlü bir Serebral Palsi’liyse, gerçekten zor durumda kalırsınız. Çünkü bizler gerçekten “FARKLI” görünür, “FARKLI” hareket eder ve “FARKLI” konuşuruz… Yeterince tanınmadığımız için de Serebral Palsi’li olmayanlar bizi gördüklerinde paniğe kapılırlar. Bizimle nasıl diyalog kuracağını şaşıran, hatta hareket stilimiz nedeniyle, aklî dengemizin bozuk olduğunu zannederek bizden korkan insanlara rastlarız… Bilgi eksikliğinden kaynaklanan bu tutumları doğal karşılamamız gerekir. Ancak, yetiştirilişimizdeki hatalar nedeniyle kendimize güvenimiz tam olamadığından, toplum tarafından yadırgandığımızda mutsuzluğa kapılabiliriz…
  • Yılda en az bir kez Serebral Palsi’lilerin rehabilite edildiği bir merkeze giderek bizlerle konuşun, bize kitap okuyun, şarkılar söyleyin ve özel dünyalarımızı tüm varlığınızla anlamaya çalışın. Sizin adınıza çok ilginç bir deneyim olacak, bizleri de mutlu edeceksiniz… BİR SEREBRAL PALSİ’LİYLE KONUŞMA FIRSATINIZ VARSA, ONU ASLA GERİ ÇEVİRMEYİN…
  • Bize sürekli olarak hayatın güzelliklerinden bahsetmeye ve moral vermeye çalışmayın. Biz Serebral Palsi’lilerdeki yaşama sevinci, karşı karşıya kaldığımız tüm yanlış uygulamalara rağmen öz itibarıyla sarsılamadığına göre, özürlü olmayanlardakinden bile çok daha yoğundur… Gerçek yaşama sevincini görmek istiyorsanız, gözlerimizin içine bakın…
  • Rahat konuşun, her söylediğinizi ölçüp biçmeyin. Tedirginliğiniz bize de yansıyacaktır. Bizi sadece ve sadece “BİREY” olarak görürseniz, zaten kırılacağımız bir şey söylemezsiniz…
  • Ailelerimizde çoğunlukla, toplumun bize acıdığı yolunda bir saplantı vardır. Çünkü yakınlarımız da bize acırlar, bu nedenle bizler de kendimize acırız… Serebral Palsi’lileri tanımak amacıyla sorduğunuz sorular direkt olarak “ACIMA DUYGUSU”yla özdeşleştirilecektir. Söze girmeden önce mutlaka, “Bilgi sahibi olmak için soruyorum…” şeklinde açıklama yapın. Elbette ki soracağınız sorular da önemlidir… “Özürü doğuştan mı?” demek için insanları yollarından çevirmekle elinize hiçbir şey geçmez… Aslında, hakkımızda öğrenmek istediklerinizi, yani GERÇEK BİZ’i, sadece bizimle iletişim kurarak keşfedebilirsiniz, çünkü ailelerimiz, uzmanların önerileri doğrultusunda, özürümüzle öylesine meşguldürler ki, bizi birer “BİREY” olarak algılayıp adım adım keşfetmeyi unutmuşlardır…
  • İyi niyetinizden kuşkumuz yok ama aile fertlerimize önerilerde bulunmaktan lütfen dikkatle kaçının… Biz Serebral Palsi’liler çok değişik ve riskli temel tutumlarla yetiştirilmekteyiz. Bilmeden getireceğiniz bir öneri, ailemizin diğer fertlerinin ve bizim, zorla bozulmuş olan ruh sağlığımızı ve yaşantımızı bütünüyle altüst edebilir. Özellikle de bilimsellikten uzak önerileri aklınıza bile getirmeyin.
  • Salt hareketlerimizi denetleyemediğimiz için bizimle duygusal bağ kurmaktan çekinmeyin. Herkes gibi bizim de sevilmeye ve sevmeye ihtiyacımız vardır. Cinselliğin “İNSAN” yaşamındaki önemini ve duygusal olduğu kadar, bedensel gereksinimlerimizin de olacağını yadsımayın… Bizler çıkar gözetmez, sevgiden başka bir şey düşünmez ve yaşadığımız her şeyi çok yoğun yaşarız…

—o—

      SOSYO-KÜLTÜREL BOYUT

  • Serebral Palsi’lilerin sosyal aktiviteleri salt spor yapmakla sınırlandırılmak istenmektedir. Serebral Palsi’liler için ev ya da rehabilitasyon merkezi dışında yapılan spor, “SOSYALLİK” değil, “KENDİNİ TOPLUMA KANITLAMA SAPLANTISI”nın göstergesidir. Bizler öncelikle en büyük gücümüz olan düşünsel potansiyelimizle aktif konuma gelmeli, sosyalleşmeli, kültürlü olmalı ve “BİR ŞEYLER KANITLAMA”ya zorlanmak yerine, insanlık ve evren adına “ÜRETKEN ve YARATICI” çalışmalara imza atmalıyız…
  • Değişik olan konuşma stilimizi zor anlamanız çok normaldir… Anlamadığınızda bunu dürüstçe kabul edin ve anlayıncaya kadar uğraşın… Bizi yormamak için anlamış gibi görünmeye çalışmayın… Sezgilerimiz çok güçlüdür, gerçeği kolaylıkla fark eder ve dürüst davranmadığınız için öfkeleniriz. Konuşurken zorlanıyor gibi görünsek bile acı ya da ağrı duymayız. Üstelik söylediklerimizi yabancıların anlamalarından da büyük keyif alırız.
  • Bizimle çok yüksek sesle ya da kelimeleri heceleyerek yavaş yavaş konuşmayın. İşitme engelimiz çoğu zaman yoktur, “Anlama özürlü” de değiliz… Eğer biz bağırıyorsak ya da zor ses çıkarıyor gibi davranıyorsak bu, kas koordinasyon güçlüğümüzdendir.
  • Konuşmaya çalıştığımızı fark ettiğinizde, ne olursa olsun, anlamsız sesler çıkarsak bile, bizi bütün varlığınızla dinleyin ve konuşmaya teşvik edin. Yakınlarımız, “Heyecanlandığımızı” iddia ederek konuşma çabamızı yadsıyabilirler, aldırmayın… Heyecanlandığımız doğrudur, ancak anlatmak istediğimiz fikirler de, göz ardı edilmemesi gereken gerçeklerdendir…
  • Serebral Palsi’lilerle tanışmadan önce kendinizi SEREBRAL PALSİ’LİLERİ GERÇEKTEN ANLAMAYA yüreklendirirseniz, ne kadar bozuk konuşursak konuşalım bizi anlarsınız… Hatta o zaman, konuşma stilimizin farklı olduğunu bile hissetmeyebilirsiniz…
  • Konuşma/hareket etme çabamızı ya da aşırı kasıldığımızı ve istemsiz hareketlerimizin arttığını fark ettiğinizde biz Serebral Palsi’lilere yapabileceğiniz en büyük yardım, ya hiçbir tepki göstermemek, ya da “DERİN BİR SOLUK ALMAMIZI” önermektir. Uyaran olmadıkça çoğunlukla ihmal ettiğimiz bu aktivite bizi çok rahatlatır, gevşetir ve sakinleştirir… Bunun yanı sıra asla bize, “ÇOK KASILIYORSUN, ÇOK HEYECANLISIN…” vb. sözler söylemeyin. Sanki sizi rahatsız ediyormuşuz gibi duyumsayarak paniğe kapılırız ve daha çok gerginleşiriz…
  • Telefonla bir yeri aradığınızda, ya da sizin telefonunuz çaldığında “FARKLI” konuşan biriyle karşı karşıyasınız… Sizinle alay edildiğini düşünmeden önce arayanın bir Serebral Palsi’li olabileceğini aklınıza getirin ve asla kötü söz söylemeyin… Söylediklerini anlamaya çalışın, sürekli “Alo” demekle bir şey kazanmazsınız… Anlamazsanız bile notunuz varsa bırakın. Siz onu anlamıyor olabilirsiniz ama o sizi anlayacaktır… Ayrıca iletişim özgürlüğü, Serebral Palsi’lilerin bağımsızlıklarının çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Çoğunlukla evde olduğumuz için, telefon aracılığıyla iletişim kurmak en doğal hakkımızdır…
  • Eğer bir lokantadaysak ve siz de sipariş alacaksanız, listeyi önümüze açık koyun ve ne istediğimizi yanımızdakilere değil, bize sorun, çünkü büyük olasılıkla onlar da bize soracaklardır… Üstelik “DOĞAL” davranmanız bizi mutlu edecektir…
  • Biz de herkes gibi, kültür faaliyetlerinden ve doyasıya eğlenmekten zevk alırız… Çünkü biz “HASTA” kişiler değiliz, sadece bedenimiz emirlerimize itaat etmiyor. Ailemizin tutumu doğru yönde olduğu sürece özürümüz, yaşantımızı yüksek standartta sürdürmemize engel değildir. Sosyal yaşamda bizimle karşılaştığınızda şaşırmayın…
  • Serebral Palsi’liler hakkında çok iyi eğitilmesi gereken bir kesim vardır: TRAFİK POLİSLERİ… Bizler çoğunlukla çok zor yürütüldüğümüz ya da hiç yürüyemediğimiz için ulaşımımız bazen kucakta, tekerlekli sandalyede, bazen de sırtta taşınarak sağlanır. Bu nedenle yakınlarımız kullandıkları aracı gideceğimiz yere yakın park etmek zorunda kalırlar. “Serebral Palsi'” terimi bilinmediği için de, bir uyarı koyulsa bile, trafik memurları tarafından ceza yazılır ya da araç çekilir… Konuya ilişkin resmi düzenlemelerden önce, sosyal boyutta bilinçlendirilen trafik polisleri, biz Serebral Palsi’lilerin ulaşımı sağlanan araçlara kısa süreli park kolaylığı için imkân tanımalıdırlar.

—o—

       Çalışmamın sonunda, tüm Serebral Palsi’liler adına, toplumun her kesimine şu mesajı vermek istiyorum:

  • BİZ SEREBRAL PALSİ’LİLER İÇİN YAPILAN HER ÇALIŞMAYI ALKIŞLAMAYIN… GENİŞ AÇI DÜŞÜNÜN… EĞER GİRİŞİM “ÖZÜRÜ” DEĞİL, “İNSANI” ESAS ALIYORSA, BİREYİN BİR BÜTÜN OLARAK GELİŞİMİNİ SAĞLAYACAKSA, PSİKO-SOSYO-KÜLTÜREL AÇIDAN SEREBRAL PALSİ’LİLERİ DESTEKLEYEBİLECEK NİTELİKTEYSE, AİLE EĞİTİMİ ÖN PLÂNDAYSA ve “BİÇİMSEL” DEĞİL, “İŞLEVSEL” İSE, TÜM GÜCÜNÜZLE ONU SAVUNUN VE MÜMKÜNSE DESTEKLEYİP GELİŞTİRİN.
  • DUYGUSAL, YARDIM İÇİN YA DA “SHOW” AMACIYLA YAPILAN GİRİŞİMLERİ KİM NE DERSE DESİN, BÜTÜN BEYİN, YÜREK VE BEDENİNİZLE REDDEDİN…
  • BİZ SEREBRAL PALSİ’LİLERİN DUYGUSALLIK YA DA GÖSTERİŞE DEĞİL, ÖNCE İNSAN” İLKESİ PARALELİNDE HER AÇIDAN SAĞLIKLI VE ÖZGÜRCE GELİŞEBİLMEMİZİ SAĞLAYACAK İDEALİST, BİLİNÇLİ, SEVGİ VE SAYGI DOLU HİZMETLERE GEREKSİNİMİMİZ VARDIR…

ASLI DİNÇMAN

İZMİR, 09 NİSAN 1997

One thought on “EĞER BİR GÜN BİR SPASTİK İLE KARŞILAŞIRSANIZ…

  1. Aslı Hanım çabanız ve neticesindeki başarınız sınırlı bedeninizin sınırlarını aşmakta. Dilerim ruhunuzun güzelliği insanları sarar ve dört bir yana yayılır.

    Tanışmaktan ve sohbetini dinlemekten büyük keyif aldığım bedeni rahatsızlığı sizinki ile aynı olup aynı sizin gibi kısıtlı imkanları ile iki adet kitap yazmış sevgili Ertan Doğan’ın kendi ağzından özgeçmişini yolluyorum. Umarım cüretkar karşılamazsınız davranışımı.
    Sevgiyle kalın
    Erhan Merdanoğulları

    “Ertan Doğan, 1978 yılında Bursa’da doğdu. Doğuştan Cerebral Palsy hastası olduğundan %100 bedensel engelli… Yaşamını İzmir’in Dikili İlçesinde sürdürmektedir.

    2006 Yılı Temmuz ayında “Ben de Varım” isimli anı roman tarzındaki kitabı Etki Yayınları’ndan okuyucuyla buluştu. 2009 Yılında ise ikinci romanı “Ölüme Çalım” Cevahir Yayınları’ndan çıktı. Ayrıca, Tiyatro Oyuncusu-yazar Utku Erişik’in hazırladığı “Engelsiz Bir Dünya” isimli kitapta “Neden Ben de Varım” isimli bir makalesine yer verildi. 2010-2011 yılları arasında Haber3’te köşe yazarlığı yaptı.

    Ertan Doğan, bunların dışında Ahmet Nesin yönetimindeki Düşün dergisi, Konakmedya’nın çıkardığı Bilgi Çağı dergisi, Ayşe Aral’ın yönettiği Ayshelife ve bunlar gibi pek çok internet sitesinde ve dergide birçok makaleleri yayımlandı. Kasım 2010’dan beri Birgün’de köşe yazarlığı yapıyor. İzmir Dikili’de ağabeyi Ertuğrul Doğan’la Doğan Ticaret Yayınları’nı açtılar.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s